03 08 2009

ATLAR YÜZME BİLİR Mİ?







Okyanusta Atlar

 Atlar yüzme bilir mi? Rus şair Boris Slutski bu soruyu yanıtlamak için İlya Ehrenburg’a yazdığı Okyanusta Atlar adlı şiiri ile bu sorunun içine balıklama atlar;

 Atlar da yüzmesini bilir yüzmesini atlar,
 Ama güzel yüzemez uzağa gidemezler. 

“Slava” gemisini unutmayın kardeşler
 Ve unutmayın ki Rusçada “şeref” e “Slava” derler.           

  İsmiyle övünür bu gemi ve ilerler
 Baş eğdirir koca koca okyanuslara

Tam bin tane at vardır sintinesinde
Ve gece gündüz bir telaş atların kişnemesinde 

Bin at dört bin atnalı eder,
Ama atnalı denizde uğur getirmez derler! 

Ve gün gelir geminin dibi delinir,
Uzakta göz alabildiğine uzakta kara görünür. 

Doldurur sandalları insanlar,
Ama atların elinden yüzmekten gayrı ne gelir? 

Sandallar tıklım tıklım atlara yer yok işte,
Yüzecekler çaresiz çaresiz yüzecekler. 

Ve bir ada doğar işte okyanusun ortasında
Kızıl yelerden kurulu küçük bir ada 

Kolay gibi gelir yüzmek ilk bakışta
Ve kolayca okyanus küçük bir ırmak gibidir. 

Gel gör ki bu ırmak kıyısız bir ırmakmış
Ve atların takati de sonsuz bir takat değil. 

Koyulur hep bir ağızdan kişnemeğe atlar,
Protesto ederler terk edip gidenleri. 

Ve böylece kişneyerek batar da batarlar hep
Varıp baksan denizin dibinde hala protesto etmektedirler. 

Gelin de acımayın yurduna dönemeyen
Zavallı atlara deriz ve hikayemiz biter.

 

İngilizce Dersi ve bir anı

 Bir okulun açık penceresinden duyduğum konuşmalar, atların yüzme bilip bilmediği konusunda kafamı karıştırıyor. Pencereden baktığımda İngilizce öğretmeni, öğrencisini sözlüye kaldırmış;

-          At koştu denize düştü ve boğuldu, cümlesini İngilizce olarak söyle.

Öğrenci de şu meşhur yanıtı veriyor.

-          A horse dıgıdık dıgıdık cump  gluk gluk.

Hepimizin bildiği bu efsane cümledeki gluk  gluk bize koşarak denize düşen bir atın  hazin sonunu gayet açık şekilde anlatır. Böylece bu meşhur tercüme de bizi bu soru denizine iyice iter

Ben bu sorunun içinde boğulmamak için çırpınıp dururken bir çocukluk anım, denizin ortasında küçük bir dal parçası gibi imdadıma yetişti. Kasabamızda yazları serinlemesi için iskeleden atları denize atarlardı, hayvanlar nal sürüyerek zorla atıldığı iskeleden bir telaş kıyıya doğru yüzer,  biz çocuklarsa atın can korkusuyla kıyıya yüzmesini oyun bilerek atın sahibine at, at, at... diye alkışla tempo tutardık.


Tarih Dersi

Bir tarih kitabında,  Yunan Tarihinde de her güz döneminde atların Apollon’un arabasına koşum sağlamak için denize atıldıklarını okumuştum. Bu atlar denize atılarak Poseidon adına yapılan oyunlara hazırlanırdı.


Coğrafya Dersi

 

Ve bir ada doğar işte okyanusun ortasında

Kızıl yelelerden kurulu küçük bir ada

 

Atlar acaba hangi okyanus’ta boğuldular diye haritayı merakla incelerken, haritanın kuzeyinden kişneme sesleri duydum. Ve İrlanda’nın güneybatı kıyısına yakın At Adasını (Horse Island) gördüm.

Acaba bu ada  şiirde de bahsedilen kızıl yelelerden oluşan o küçük ada mıydı? Üstelik bu adanın İrlanda’nın Atlas okyanusu tarafında olduğunu da unutmayalım!

 

Troya önünde atlar

Yunan tarihinden bahsederken, Troya önünde atlar şiirini yazan Garip şiirinin üç atlısından biri olan Melih Cevdet ANDAY’dan bahsetmeden olmaz. Atlar onun şiirlerinde ve anılarında yüzüp dururlar. Onlardan bir tanesi .”...İşte Refah vapurunun battığı haberi ben Kepez’de iken geldi. İkinci İnönü denizaltı komutanı olan ağabeyim Yüzbaşı Nejat Anday, İngiltere’de Türkiye için yapılmış denizaltıları teslim almak üzere bu vapurla Mersin’den yola çıkan heyet içinde idi. Bir ata atlayıp olayı öğrenmek için Çanakkale’ye indim. Yol altı kilometredir. Bütün gün kaldım Çanakkale’de. Gelen haberler birbirini tutmuyordu; birinde ağabeyim, kurtulanlar arasında iken, ötekinde adı geçmiyordu. Akşama doğru, umut kalmadığı anlaşıldı. Atıma binip karanlıkta yola koyuldum. Atlara o günden beri büyük bir yakınlık beslerim. Çok sevdiğim ağabeyimi düşünerek ağlamaya başladığımda, atım durdu, başını döndürüp bana baktı.”

Melih Cevdet Anday’ın abisinin ölümünü anlattığı anısında, yüzüne bakan at Slutski’nin şiirindeki atların akrabası mıydı ve o anda Anday’ a acaba gözleriyle şunu mu söylüyordu?”Sabırlı ol ve üzülme, ben okyanus ta bin kardeşimi kaybettim”.


Beyaz yeleler

Aslında şiirlerde genelde beyaz yeleli atlara benzetilen dalgalar, belki de boğulan atlardır. Akılları dağlarda ovalarda olduğu için karaya doğru hızlı şekilde koşarlar ve her seferinde deniz onları yakalar, sizce de öyle değil mi? Atların yüzme bilip bilmedikleri konusunda kararımı verdim atlar yüzme biliyorlardı ve Slutski’nin de dediği gibi iyi yüzemiyorlardı. Ağır bedenleri olduğundan da fazla uzaklara gidemiyorlardı. Biz, atlar yüzme bilirler mi bilmezler mi gibi sudan işlerden konuşurken belki de diğer edebiyatçılardan atı alan Üsküdar’ı geçmişti bile.(Atın Avrupa yakasından Üsküdar’a geçtiğini farz edersek, yine de bu at nasıl boğulmadan akıntıya karşı yüzerek geçtiği de aklımı karıştırmıyor değil hani!)

 

1755
0
0
Yorum Yaz